Sözcü Gazetesi yazarı Sayın Emin Çölaşan, 30 Ocak 2014 tarihli yazısında, gazetecilik mesleğiyle ve temel meslek ilkeleriyleasla bağdaşmadığı açıkça görülen ve talihsiz bir biçimde, Mersin’de yerel seçimlerin kaderini etkilemeye matuf, seçmenlerin kafasının karışıp yanlış yönlendirmesine yol açabilecek ifadeler yazmıştır.
Esasen, gazeteciler gazeteciliğini yapmalı ve siyasette seçmene ya da adaylara akıl ve yön verme işine karışmamalıdır.
Sayın Çölaşan Mersin’e en son ne zaman gelmiş ve görmüş bilemiyoruz. Ancak, 15 yıldan bu yana Mersin, mevcut büyükşehir yönetimindeki zihniyet sebebiyle en karanlık ve en zor günlerini yaşamaktadır.
En son örneği kaç gündür yaşanıyor: Bütün medya organlarında üç günden beri yer alan ve kısa süreli yağmurlarda Mersin kent merkezinde her yeri doğal afet görüntülerine boğan, kanalizasyon suyunun Mersin caddelerinde günlük yaşamı perişan ettiğini, Büyükşehir Belediyesi’nin 15 yıllık ihmal ettiği altyapı yetersizliğinin felaket sonuçlarını Sayın Çölaşan’ın da görmesi gerekirdi!..
Mersin’de bu tablonun devam etmesini istemek, Sayın Çölaşan’ın da kabul edeceği gibi, Mersin halkına açıkça saygısızlıktır!..
Mersin halkı mevcut Büyükşehir Belediyesi yöneten zihniyetten bıkmıştır!.. Bu ve benzer sebeplerle 30 Mart seçimlerinde MHP adayı olarak şahsıma büyük bir teveccüh göstermekte ve tüm tarafsız kamuoyu yoklamalarında da bu durum kesinlikle te’yid edilmektedir.
Kesin durum şöyledir: Mersin’de, tüm ilçe ve köylerinde, MHP olarak açık ara öndeyiz.
Bu durumu hiçbir olağan gelişme değiştiremeyecektir.
Sayın Çölaşan’ın, uzaktan ve afaki bilgilerle, hangi amaca hizmet ettiği anlaşılmayan talihsiz manipülasyon yazıları da Mersin’de bu tabloyu asla ve kesinlikle değiştiremeyecektir.
Özellikle belirtmek isterim ki; esasen, gazeteciler de seçmenin özgür iradesine içtenlikle saygı duymalı, gazeteciliğini yapmalı ve siyasette seçmene ya da adaylara akıl ve yön verme işine karışmamalıdır.
Tamamen gerçeklere dayalı bu açıklamamız sonrasında vatandaşlarımız ve Sayın Çölaşan tarafından gereken duyarlılığın gösterileceğine inanıyorum.
Başarı dileklerimle saygılar sunuyorum.
İŞTE ÇÖLAŞAN'IN O YAZISI
CHP ve MHP ile seçmene uyarılar
Sevgili okuyucularım, 30 Mart seçim gününe çok kısa bir süre kaldı. Sadece iki ay… Bugünden baktığımızda, CHP çok önemli bazı yerlerin belediye başkan adaylarını henüz açıklamış değil. Örneğin Ankara’nın merkezini oluşturan Çankaya… Kimin aday olacağı bilinmiyor.
İstanbul’un Kadıköy, Şişli, Beşiktaş gibi çok önemli belediyeleri…
İzmir’in Konak, Karşıyaka ve öteki merkez ilçeleri…
Başka yerler de var ama hepsini yazmak mümkün değil.
Bu kadar gecikme normal mi?
Adaylar bekliyor, parti örgütleri bekliyor, alana çıkacaklar. Ama en önemlisi seçmen bekliyor.
Açıklamakta niçin böyle geç kaldılar, neyi bekliyorlar?
* * *
Ülkemizin en kritik seçimlerinden birine yaklaşıyoruz. Bir yanda yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet sarmalına takılmış bir iktidar partisi… Ülkeyi ele geçirmiş, “Ben sandıktan çıktım, istediğimi yaparım” anlayışı içerisinde.
Öbür yanda muhalefet partileri.
Hepimizin yetersiz bulduğu, çoğu zaman kızdığı muhalefet!
Kızmakta çok haklıyız, yetersiz bulmakta da haklıyız.
Onlar, Türkiye’de gündem belirleme olayını iktidara, ama özellikle de Tayyip’e devretmiş durumda. Gündemi Tayyip belirliyor, kürsülerde çıkıp nutuk atıyor, sonra biz gazeteciler dahil hep birlikte o saçma sapan sözlerin peşine düşüp yanıt verme durumuna düşüyoruz.
Çoğumuzun bu açıdan hataları ve eksikleri var. Bunu kabul edelim ve düzeltmeye çalışalım… Çünkü AKP iktidarının gidici olduğu anlaşılıyor. Hırsızlığa, vurguna, rüşvete böylesine bulaşmış bir iktidarın halkın gücüyle devrilmesi gerekir ve umarım 30 Mart, bu devrilişin ilk tohumlarını toprağa serpecektir. Önümüzdeki seçim öncesinde iki büyük muhalefet partisi var. CHP ve MHP. Aralarında anlaşırlar mı, sağduyulu davranırlar mı, bilemem… Yapmaları gereken en önemli şey, seçim öncesinde birbirleriyle kapışmamaktır.
Bence iki partinin seçmeni de bunu istemiyor.
Üzerine gidilmesi gereken bir tek hedef vardır, o da günümüzün iktidarıdır.
Varsayalım seçim öncesinde CHP başladı MHP’yi gagalamaya ve suçlamaya… MHP de başladı CHP’yi eleştirip suçlamaya… Hangisine ne gibi yarar sağlar?
Böyle bir kapışmanın tek yararı AKP’ye, Tayyip’e, hırsızlara, rüşvetçilere, memleketi soyup soğana çeviren namussuzlara olur. Her iki muhalefet partisinin de bu oyuna, bu tezgaha düşmeyeceğini umarım.
Seçim biter, sonra ne isterlerse yaparlar.
Seçmen ne yapmalı?
Bu seçim öncesinde ve özellikle de seçim gününde CHP ya da MHP’ye oy verecek seçmenlere de büyük ve çok önemli bir görev düşüyor. Seçmen, görev bölümü yapmalı. Ne olduğunu anlatayım.
Bu seçimde hedef nedir?
İlki, AKP’nin elindeki belediyeleri ele geçirmek. İkincisi, eldeki belediyeleri AKP’ye kaptırmamak. Bazılarının umutsuz vaka olduğu biliniyor. Örneğin Konya, Kayseri, Rize gibi AKP kalelerini düşürmek elbette kolay değil. Şimdi onları unutup başka yerlere bakalım. Seçimler yaklaştıkça bu olayı daha somut bilgilerle güçlendirmek mümkün olacak.
* * *
Örnek 1: İstanbul’da MHP’nin kazanması mümkün mü? Değil… O halde İstanbul’da MHP’ye oy verecek seçmen CHP’ye oy versin ki, Büyükşehir AKP’den geri alınsın. Aynı durum Ankara için geçerli.
Örnek 2: Balıkesir’de belediye MHP’de. CHP seçmeni bu seçimde oylarını MHP’ye versin, Balıkesir’i AKP’ye kaptırmasın. Örnek 3: Ankara Keçiören’de belediye AKP’de. Turgut Altınok Keçiören’in çok sevilen bir evladı. Bu seçimde Büyük Birlik Partisi adayı. Hayatım boyunca bir gün olsun BBP’ye oy vermeyi düşünemem. Ancak Keçiören’de oturuyor olsaydım, oyumu Turgut Altınok’a verirdim. Kazanma şansı yüksek, AKP’yi devirmesi mümkün. Örnek 4: İzmir’de MHP’nin hiçbir şansı yok. MHP’li seçmen CHP’ye oy versin, İzmir kalesi AKP’ye geçmesin. Baksanıza, Tayyip İzmir’e nasıl saldırıyor. Onu rüyasından uyandırmaya MHP’li seçmenin katkısı olsun. Örnek 5: Osmaniye MHP’de. Bu ilimizde yaşayan CHP’li seçmen, MHP’ye oy versin. * * *
Öyle illerimiz, ilçelerimiz ve beldelerimiz var ki, oylar bölünüyor ve aradan AKP sıyrılıyor. Böyle yüzlerce örnek vermek mümkün. İşte önümüzdeki seçim için birkaç kritik örnek:
Geçen yerel seçimde Adana’da belediyeyi MHP adayı Aytaç Durak kazandı. Tayyip bunu affetmedi. Polis baskınları ve savcılık kararlarıyla Durak’ı görevden aldırdı. Durak bütün davalardan aklandı ama görevine iade edilmedi. Bu büyük bir rezalettir. Yukarıdaki üç ilimizi AKP’ye kaptırmamak gerekiyor. Seçmen sağduyusu bu konuda bence yol gösterici olacak. Belki Adana’da MHP, Mersin’de yine CHP, Hatay’da da CHP’ye oy verilecek. Seçim yaklaştıkça ortaya daha sağlıklı anketler çıkacak ve bendeniz de bu gibi uyarılar yapmayı sürdüreceğim.
Burada bir kez daha aynı çağrıda bulunuyorum:
- CHP ile MHP yönetimleri seçim öncesinde sakın ola ki kapışmasın, birbirlerini eleştirmeye ve suçlamaya kalkışmasın. Hedef birdir ve tektir: AKP ve Tayyip. - Bu seçimde CHP ve MHP seçmeninin sağduyusu ve uyanıklığı çok önemli olacak. Aynı hedef onlar için de geçerlidir. Bu iki partinin seçmeni “Partimin gösterdiği adayı ben sevmiyorum, ona oy vermem” deme lüksüne sahip değildir.
Öyle diyorsan gidip oyunu Tayyip’e verirsin, olur biter muhterem kardeşim!
Şarapçı Muammer!
Bir okuyucum, Ankara Hukuk Fakültesi 1971-72 yılı mezuniyet albümünü göndermiş. 56. sayfasında ilginç bir fotoğraflı tanıtım var.
Adı Muammer Güler! Bir ay öncesine kadar Tayyip’in İçişleri Bakanı olan şahıs.
Yapılan baskında oğlunun evinde büyük miktarda paralar, çelik kasalar ve para sayma makineleri bulunmuş ve bunların rüşvet olduğu iddia edilmişti. Oğlu şimdi tutuklu.
Bakınız albümde Muammer için ne yazılmış:
“1949 yılında Mardin’de dünyaya gelen Muammer, fakültemizin 67 kayıtlılarındandır. İdeali tıp fakültesi olmasına rağmen kader onun hukukçu olmasını istemiştir.
Orta boylu, esmer, zayıf olan arkadaşımızın uysal görünüşünün altında asabi bir karakter yatar. Arkadaş canlısıdır, macerayı çok sever.
Beş arkadaş beş damacana şarap içtiklerini sınıfta bilmeyen yoktur.
Civanım’a idarecilik hayatında başarılar temenni ederiz.”
Civanım Muammer keşke doktor olsaymış, başına bu işler gelmezdi.
Damacana dolusu şarap içtiğini kimseler duymasın çünkü içki yasaklarını getirenlerden, içkili yerlere polis baskını düzenletenlerden biri de kendisiydi! Nereden nereye!