Tarsus ve bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Gâvurluk Alameti: Kara Tahta

10 Ekim 2017 Salı 11:58
Şencan Kuruağaç

Değerli Okurlar,
 

İyisiyle kötüsüyle yeni eğitim-öğretim yılımız başladı. Bu eğitim –öğretim yılında gerçek olan ilkokula başlayan öğrencilerin ve ailelerinin heyecanları.  
 

Minicik eller kalem tutacak ve yazı yazmaya başlayacak.
 

Şüphesiz çocuğun kişiliğinin oluştuğu ilköğretimde bilinçli veliler çocuklarının en iyi eğitim, öğretim ve öğrenimi alması için mücadele edecekler.      
 

Modern Bir Eğitimci: Şemsi Efendi 
 

Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’yi yönetirken ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak isterken de,   eğitim, öğretim ve öğretmenlere çok önem vermiştir.  
 

Kişiliğinin ve iyi eğitim almasının temellerinin atıldığı Şemsi Efendi Okulu’nu ve ilk öğretmenlerinden olan Şemsi Efendi’yi anlatmak istiyorum bu yazımda.

Şemsi Efendi, 1852 yılında Selanik’te doğmuş, 1917 yılında İstanbul-Eyüp’te vefat etmiştir.  Osmanlı Devleti’nde Yahudi asıllı Türk eğitimcidir. Asıl adı Şimon Zwi'dir.1867 yılında Selanik Rüştiyesi’ni bitirmiştir. Rüştiyeye (ortaokul) devam edemeyenlere özel dersler vermiştir.  1871 yılından itibaren de Selanik'te yeni açılan yabancı bir özel okulda Türkçe öğretmenliği yapmaya başlamıştır.

 

O dönemde her yerde eğitim eski şekilde yapılıyordu. Öğrenciler yerlerde kilim üzerinde otururmuş, hoca okudukça öğrenciler rahlelerde açık kitaplardan okunanı takip edermiş.

Şemsi Efendi İstanbul Öğretmen Okulu’ndan mezun, 20–21 yaşlarında gencecik bir öğretmen iken Selanik’te yeni yöntemlerle eğitim veren bir okul açar. Sınıfı da yeni ve modern bir şekle sokup öğrencilerin oturacağı sıralar, öğretmen kürsüsü, kara tahtayla donatır. 

Açtığı okulda teneffüs, ders aralarında oyun oynama, beden eğitimi gibi eğitimde o dönem için yeni yöntemler uygulamıştır. 

 

Okulun diğer farklı bir uygulaması yeni yazılan öğrencilere çalışkan öğrencilerden bir çalışma arkadaşı vermesiydi.(akran eğitimi) Öğrencileri şehir içi gezilere de götürdüğü bilinmektedir.
 

Şemsi Efendi bu tür gözlem ve inceleme gezileri ile eğitimi okul binası dışına çıkarmak suretiyle öğrencilerini hayata daha bilgili ve bilinçli hazırlamaktaydı.’’ (XI. Sınıf TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabı) 
 

Kızların eğitim ve öğrenim görmelerine önem veren Şemsi Efendi, okulunda bir de kız bölümü açmıştı. Kendi kızı Yekta’yı gazetelerin ondan yazı isteyecek derecede yetiştirmesi, bu konudaki azim ve hedefinin bir göstergesidir. Kız öğrencilerini Selanik’ten İstanbul’a törenlere götürmesi zamanına göre son derece ileri bir harekettir.
 

Günümüzde dahi kızların okumalarına karşı çıkan çevrelerin varlığı göz önünde tutulursa, yüz sene kadar önce onun bu husustaki çabasının ehemmiyeti ve manası daha iyi anlaşılır.   
                 

Şemsi Efendi'nin Selanik'teki öğretmenliği, Balkan Savaşları'na kadar devam etmiştir. Şehrin, Yunanlıların eline geçmesinden sonra İstanbul'a göç etmiştir. İstanbul'da ilköğretim müfettişliğine tayin edilmiştir. Eyüp civarında 1917 yılında ölmüştür. Kabri Üsküdar Bülbül Deresi Mezarlığı'ndadır. 
                                 

Kendi adını vererek Selanik'in "İlk Özel Türk Okulu"nu kuran, Terakki ve Fevziye mekteplerinin kuruluşlarında rol oynayan, her iki okul tarafından saygı duyulan bir isimdir Şemsi Efendi. 
 

Jimnastikten sıralar da eğitime kadar modern eğitime yönelmiş olması ve Gazi Mustafa Kemal'in okuduğu okul olarak da tarih kitaplarında yer alması Şemsi Efendi'yi paylaşılmaz kılmıştır. Tarih kitaplarında geçtiği üzere Atatürk mektep kapanmadan dört yıl önce, 1886–87 yılları arasında bu mektepte okumuştur. 
 

Bu okuldan mezun Galip Pasiner Paşa'nın aktardığına göre Şemsi Efendi Mektebi "Çocuklara gâvur usulünde ders okutuyor, oyun oynatıyor ve jimnastik yaptırıyor" denilerek basılır, kapılar pencereler kırılır. İlk saldırıyı yapan zihniyetteki kimseler bu dershaneyi tahrip ederken “gâvurluk alameti kapkara tahtayı parçaladılar. Başlarında Kerim isminde bir hafızın bulunduğu yeniliğe karşı bir grubun dinsizlikle suçlayarak okulunu kapattığı Şemsi Efendi, bu şartlar altında geceleri evlerine giderek öğrencilerini yetiştirme yoluna gitti. Şemsi Efendi, çok az kalan talebelerinin gece derslerine devam ettiği okulu maddi yetersizlikler nedeniyle 1891 yılında kapattı.’’


Bu azimli ve kararlı öğretmenin, öğrencilerini rüştiye (ortaokul) talebeleriyle boy ölçüşebilecek kadar iyi yetiştirdiği öne sürülmüştür. Dönemin Selanik gazetelerinin birinde bu hususta kalem kavgası türünden bir haberin bulunması bu iddiayı doğrulamıştır.


Çağdaş bir öğretmenin öğrencilerini de aynı fikirlerle yetiştirmesi gayet olağandır. Modern eğitim metotlarını takip eden Şemsi Efendi; Tanzimat ile mutlakıyet ve meşrutiyet dönemlerinin temsilcisi olan üç değişik padişahtan sırasıyla V, IV ve III. rütbeden Mecîdî Nişanları ile III ve II. rütbeden Maarif Nişanlarına lâyık görülmüştür. Bu durum onun ve okullarının her devirde başarılı hizmetler verdiğinin bir başka göstergesidir. 
                                                   

Değerli okurlar,

Şemsi Efendi bir Osmanlı yahudisiydi. Bu yüzden son beş-on yıldır haksız yere birçok spekülasyona uğramıştır ve çok acımasızca eleştirilmektedir.

 

Bir insan kendisini çocukların eğitimi için adamışsa ve çevresinden baskı görmesine rağmen öğretmenliğe devam ediyorsa onun hangi milletten olduğu ya da hangi dinden olduğu bu kadar önemli olmamalı... Şemsi Efendi, Atatürk gibi bir öğrenci yetiştirmiş; Atatürk de büyük bir şahsiyet olunca Şemsi Efendi gibi öğretmenler yetişmesi için bütün eğitim sistemini değiştirmiştir.
 

Şemsi Efendi gibi kendini eğitim-öğretim için adayan tüm öğretmenlerimize saygılarımı sunar, ellerinden öperim.Sağlıcakla kalın.

Bu yazı toplam 494 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Anılarda Yolculuk 18 Aralık 2017 Pazartesi 13:25
  • ‘’ Sayın Vali, İlinize öğretmen atadım karşılayınız’’06 Aralık 2017 Çarşamba 23:04
  • II.Dünya Savaşını Durduran Şarkı17 Kasım 2017 Cuma 20:59
  • Kendi Yapar - Kendi Tapar01 Kasım 2017 Çarşamba 22:53
  • Bozacının şahidi şıracı, meyhanecinin kefili bozacı16 Ekim 2017 Pazartesi 14:32
  • Gâvurluk Alameti: Kara Tahta10 Ekim 2017 Salı 11:58
  • Dedikodu22 Eylül 2017 Cuma 23:26
  • Sarayda Pişen Yemekler Koktu!13 Eylül 2017 Çarşamba 23:06
  • Tulumbacılar07 Eylül 2017 Perşembe 00:03
  • Küçük Çocuk, Şişman Adam18 Ağustos 2017 Cuma 11:36
  • Hayvanlar Konuşuyor, Biz Ders alıyoruz!13 Ağustos 2017 Pazar 08:34
  • Şapka Deyip Geçmeyin04 Ağustos 2017 Cuma 23:13
  • Paranın Sesi Şıngırdasın, Acılı Ruhlar Rahatlasın!26 Temmuz 2017 Çarşamba 23:19
  • Mavi Kelebeğin İzinde19 Temmuz 2017 Çarşamba 16:48
  • ‘’Böl Gücünü Azalt ve Yönet’’01 Temmuz 2017 Cumartesi 19:19
  • Ramazan Geldi Hoş Geldi19 Haziran 2017 Pazartesi 23:30
  • Zil, Şal ve Gül (Endülüs'te Raks) 05 Haziran 2017 Pazartesi 12:24
  • "Ben Tanrı'nın cezasıyım!"27 Mayıs 2017 Cumartesi 01:30
  • Tarihte Sadece Savaş Yok ki21 Mayıs 2017 Pazar 23:44
  • Sitemiz AA ve İHA resmi abonesidir.
    Tarsus Haber ©2003 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Haberler Mersin Haber
    Oluşturma süresi(ms): -1