Tarsus'tan sondakika haberlerinin cep telefonunuza bildirim olarak gönderilmesini ister misiniz?

:

:

:

II.Dünya Savaşını Durduran Şarkı

17 Kasım 2017 Cuma 20:59
Şencan Kuruağaç

Fakültedeyken 90’lı yıllarda izlediğim ‘Barış Manço Japonya konserinde, Barış Manço’nun sanki sahneye değil tüm Japonya’ya hakim olduğunu, sahnede devleştiğini düşünüp hayranlıkla izlemiştim.

Aynı dili konuşmuyor; ama aynı müzikle çılgınlar gibi eğleniyorlardı. Sadece eğlencemi acıların, sevinçlerin, güzelliklerin paylaşıldığı bu sanat dalında renk, dil, din, ırk da gözetilmiyordu.

Lise yıllarında, televizyonun siyah beyaz olduğu zamanlarda II. Dünya Savaşı’nı anlatan izlediğim filmdeki şarkı Almanca bilmediğim halde belleğime kazınmıştı Lili Marlen.

Tarih öğretmeni olunca II. Dünya Savaşı’nı anlatırken bu şarkıdan bahsettim. Şarkıyı bulup hep beraber dinlediğimizde öğrencilerimin nasıl pür dikkat dinlediklerini gözledim. On altı, on yedi yaşının verdiği güzellik ve heyecanla kim bilir neler düşündüler?

YÜZYILIN EN GÜZEL ŞARKISI  -  LİLİ MARLEN 

Belki birçok arkadaşımızın adını ilk kez duyacağı bu şarkı, kesinlikle son yüzyılın en güzel şarkıları arasında itibarlı bir yeri hak ediyor. Lili Marlen, yahut orijinal adıyla ‘’Lambanın Altındaki Kız ‘’(Das Mädchen unter der Laterne), yeryüzünde pek az şarkıya nasip olmuş insanlık dolu bir hayat serüvenine sahiptir. Ortaya çıkışı, meşhur oluşu ve dünya müzik tarihine kazınışı, iç burkan ve hoş öykülerle bezenmiş süreçlerdir.

İnsanlık yirminci yüzyıla sıkıntılı siyasi krizle girmiş, bu kriz kısa süre sonra bir dünya savaşıyla sonuçlanmıştı. On milyonlarca insanın cephelerde uyuduğu, on milyonlarında cephelerde uyuyanları düşünmekten uyuyamadığı o yıllar, hiç kuşkusuz birçok acı ayrılığa, birçok imkânsız aşklara da sahne olmaktaydı. Bu aşkların hiçbiri Lili Marleen'de dile getirileninki kadar büyük olamadı.

O yılları cephelerde uyuyarak geçiren sayısız askerden biri de, Ruslara karşı ön cephelerde savaşmakta olan Hans Leip isimli bir Alman genciydi. Savaştan arta kalan vakitlerinde özel günlüğüne düşlerini süsleyen  şiirler karalamaktaydı.

Kışla kapısının önündeki fener 
Eskiden de oradaydı, şimdi de orada 
Orada tekrar görüşsek ya. 
Dursak yine lambanın altında 
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen 
İkimizin gölgesi sanki birdi. 
Birbirimizi nasıl sevdiğimiz kolayca görülebilirdi 
Ve herkes yine görmeli 
Bizi lambanın altında 
Eskisi gibi, Lili Marleen 
Derken nöbetçi seslendi 
‘Yat borusunu çalıyorlar, üç gün cezası var!’ dedi 
‘Hemen geliyorum, yoldaş’ dedim 
Ve sana veda ettim. 
Ah, oysa ki nasıl isterdim gelmeyi 
Seninle, Lili Marleen

Kışla, süngü, fener gibi askeri terimlerle başlayan şiir, cephelerde yatıp kalkan genç bir adamla onun sivildeki mahzun sevgilisini anlatıyor, bu özellikleriyle okuyucuda derin hisler uyandırıyordu. I. Dünya Savaşı’nın sisi-pusu dağılıp, sivil yaşam, kısa süreli de olsa yeniden düzenlenince eser kısıtlı bir insan grubu arasında dilden dile dolaşmaya başladı ve nihayet 1937 yılında, Norbert Schultze isimli bir başka ateşli gencin dimağında ikinci bir düş haline geliverdi.

Dünya öncekinden de kanlı ikinci bir savaşa hazırlanırken, Schultze  Leip’in şiirine bir beste yazdı  Eser 1937 yılında Lale Andersen isimli üçüncü bir Alman tarafından seslendirilişinin ardından büyük bir şöhret yakaladı. 

Şarkı Alman radyolarında yayımlanışının hemen ardından yalnız Alman askerlerinin değil, düşman askerlerinin nezdinde de savaşın doğurduğu acıların, hasretlerin, yıkımların tercümanı haline geliverdi. Alman olsun olmasın, her asker ve onların yuvadaki mahzun sevgilileri şarkıda kendilerini bulmaktaydılar. 

Cephede savaşan Alman askerleri, yayın sırasında durup Lili Marleen’i dinlemekte, sonra kaldıkları yerden savaşa devam etmekteydiler.  Öyle ki bu durumla ilgili birçok farklı hatıralar, anekdotlar dilden dile dolanır oldu.

Örneğin bir gün Alman siperlerinde savaşa ara verilmiş radyoda çalan Lili Marleen dinlenirken, karşı siperlerden bozuk Almancasıyla bağıran bir İngiliz askeri, “Heeeeeeey! Radyonun sesini biraz açın!” diye seslenmiş, ses açılmış ve düşman siperleri kısa bir süreliğine de olsa dost bir düşün izlerini sürmüşler.

Almanlar tarafından yazılmış Almanca bir şarkının İngiliz siperlerinde elde ettiği şöhreti uzun süre görmezden gelen ve inkâr eden İngiliz Hükümeti kısa süre sonra gerçeği kabul etmek zorunda kalmış, güfteyi ingilizceye çevirtip İngiliz radyolarından yayımlamaya başlamış.

Kısa süre sonra Batı ve Kuzey Avrupa’daki tüm ulusal radyolar günde beş vakit Lili Marleen çalar olmuşlar. Almanlar Balkanları ele geçirip Belgrat ve Zagreb Radyolarından da yayın yapmaya başlayınca eserin ünü önce Balkanlara, oradan da Akdeniz’e yayıldı, kısa süre sonra dünya çapında bir şöhret elde etti ve güftesi elliden fazla dile çevrildi.

Eser savaşın ıstıraplarıyla yoğrulan dünya insanına, bir yandan barış döneminin salon yaşamının ışıltılarını anımsatırken, öte yandan marş edasıyla asker kulağına da hitap etmesini bilmiştir.

Bu özelliğiyle kuşkusuz eşsiz bir yapıttır. Sonrasında Türk şiirinin değerli şairi Attila İlhan’ın kalbinden de bu türkü için şu güzel mısralar dökülür…

Lili Marlen
akşam olur
mektuplar hasretlik söyler
zagrep radyosunda lili marlen türküsü.
siperden sipere ateş tokuşturanlar
karanlıkta dem çeken
ishak kuşu
bu civarlarda benim
bir cennetmekânım olacak
aslan sıfatlı johnny hisarboylu silahşör
arkasında mısır el kahire
ehramlar cana can katan nil
cüzamlı dilenci trahomlu insan
sağında mavi gözlü dilber akdeniz
solunda çöl
ve balta girmemiş orman
biz dünyalılar yemin içtik
imanımız var
hürriyet için, hürriyet aşkına
savulacak döne’m savulacak düşman
dehrin cefasını çektik
safasını süreceğiz.
biz sudanlılar
kıbleye karşı namaza duranlar
aragon’dan bıçak gibi çekilmiş yedi mısra
sydney’den bir muhalif rüzgâr

akşam olur
mektuplar hasretlik söyler
zagrep radyosunda lili marlen türküsü
dost ağlar karanfilim dost ağlar
marş söylemeden ölmek bize yakışmaz
ve biz yine yıldızlara bakarız
ve yine yıldızlar bize bakar

duadır.
güneşbaht olasın civan oğlum
hürriyet için dipçik tutan el dert görmesin .

Atilla İLHAN

Bu yazı toplam 1976 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Süfrajet20 Eylül 2018 Perşembe 17:02
  • Fatih Sultan Mehmet - II. Mehmet 07 Ağustos 2018 Salı 09:29
  • Kütüphane Yarışı ve Parşömenin Bulunuşu 03 Temmuz 2018 Salı 23:33
  • Mimar Sinan11 Mayıs 2018 Cuma 22:23
  • İki Kadın06 Nisan 2018 Cuma 22:59
  • Tarihi Okumak ve Konuşmak02 Nisan 2018 Pazartesi 23:06
  • Tohum ve Toprak02 Mart 2018 Cuma 11:11
  • Bir Prens, Bir Kitap Ve Bir Film09 Şubat 2018 Cuma 23:21
  • Anılarda Yolculuk -II02 Ocak 2018 Salı 23:38
  • Anılarda Yolculuk 18 Aralık 2017 Pazartesi 13:25
  • ‘’ Sayın Vali, İlinize öğretmen atadım karşılayınız’’06 Aralık 2017 Çarşamba 23:04
  • II.Dünya Savaşını Durduran Şarkı17 Kasım 2017 Cuma 20:59
  • Kendi Yapar - Kendi Tapar01 Kasım 2017 Çarşamba 22:53
  • Bozacının şahidi şıracı, meyhanecinin kefili bozacı16 Ekim 2017 Pazartesi 14:32
  • Gâvurluk Alameti: Kara Tahta10 Ekim 2017 Salı 11:58
  • Dedikodu22 Eylül 2017 Cuma 23:26
  • Sarayda Pişen Yemekler Koktu!13 Eylül 2017 Çarşamba 23:06
  • Tulumbacılar07 Eylül 2017 Perşembe 00:03
  • Küçük Çocuk, Şişman Adam18 Ağustos 2017 Cuma 11:36
  • Hayvanlar Konuşuyor, Biz Ders alıyoruz!13 Ağustos 2017 Pazar 08:34
  • Sitemiz AA ve İHA resmi abonesidir.
    Tarsus Haber ©2003 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Mersin Haber
    Oluşturma süresi(ms): -1