Tarsus ve bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

‘’ Sayın Vali, İlinize öğretmen atadım karşılayınız’’

06 Aralık 2017 Çarşamba 23:04
Şencan Kuruağaç

‘’ Sayın Vali,

İlinize öğretmen atadım karşılayınız’’

Maarif Vekili Mustafa Necati -Ankara

(Milli Eğitim Bakanı )

Değerli Okurlar,


Evet, yukarıdaki telgrafı yanlış okumadınız. Bu bir şaka da değil!


Cumhuriyetin ilk yıllarında bir ilin valisine çekilen telgraf…


Sizlerin de bildiği gibi bu hafta 24 Kasım Öğretmenler Günü tüm yurtta, törenlerle kutlandı.


Cumhuriyet döneminin en zor çalışmaları şüphesiz ki eğitim sahasında olmuştur. Esasen Cumhuriyet’i kuranlar ve yönetenler yapısal değişikliğin ancak uygun insan gücünün yetişmesiyle başarıya ulaşılabileceğini düşünmüşler ve bu sebeple eğitim kurumlarının her tarafa yayılmasına önem vermişlerdir.


Bilindiği gibi, o dönemlerde nüfusumuzun yaklaşık % 80’i kırsal alanda yaşıyordu. Bu insanları eğitmek; çağdaş bilgi ve kültür kazandırmak ve inkılâbı en uzak noktalara kadar ulaştırmak için Millî Eğitim Bakanlığı’na büyük sorumluluk düşmüştür.


Dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’dir. Görev yaptığı sürede, öğretmen yetiştirmeye büyük bir önem vermiştir. Öğretmenler, Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük itibarı Atatürk’ten sonra Mustafa Necati’den görmüşlerdir.


İlginizi çekeceğini düşündüğüm bu yazıyı hazırlarken Mustafa Necati’ye bir kez daha hayran oldum, onu takdir ettim ve rahmetle andım.


Sizlerin de bu yazıyı zevkle okuyup onu tanıdıktan sonra ona hayran olup onu takdir edeceğinizi sanıyorum.


Mustafa Necati 1894 yılında İzmir’de doğdu. İstanbul Hukuk Fakültesi’nde okudu. İzmir Öğretmen Okulu’nda kısa bir süre öğretmenlik, Özel Şark Okulu’nda müdürlük yaptı.(1915–1918).


Avukatlık yaptı. İzmir Yunanlılar tarafından 15 Mayıs 1919 ‘da işgal edilince, Balıkesir Cephesi’ndeki çete savaşlarına katıldı. Kuva-ı Milliye komutanı olarak savaştı.


Meclis çalışmalarında önemli görevlerinin yanı sıra 1925 yılından ölünceye kadar da Milli Eğitim Bakanlığı (Maarif Vekilliği) yaptı. Hayatının en önemli ve en etkili görevi budur. Kültür hayatımızdaki en önemli değişikliklerden biri olan Harf İnkılâbı onun zamanında yapılmıştır.


Nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda bu dönemde atılan adımların en önemlilerinden biri de 26 Mayıs 1927 tarihinde çıkarılan 1052 sayılı "Meslek Mektepleri Hakkında Kanun" dur. Meslek eğitimini düzenleyen bu kanuna bağlı olarak çıkarılan 17 Temmuz 1927 tarih ve 5450 sayılı kararname ile uzman öğretmen yetiştirmek üzere Avrupa'ya öğrenci gönderilmesi plânlanmıştır.


Öğretmen okulu mezunları, resim ve elişi öğretmenleri, yetiştirilmek üzere İsveç ve Danimarka gibi Avrupa ülkelerine gönderilmişlerdir.


Türkiye'de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle çalışmaktan bahseden Mustafa Necati döneminde, öğretmenlik bir meslek haline geldi.


1928'de Türk harflerinin kabul edilmesiyle eğitimimizde görülen gelişme de onun zamanında gerçekleşti.


“Okuttuğundan çok okumayan bir öğretmen çabuk yıpranır, ihtiyarlar ve bezginlik getirir… Araştırma, irdelemeye düşkün, ak saçlı bir öğretmen sürgit genç ve dinçtir. ‘’


24 Kasım 1928 tarih ve 1048 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Millet Mektepleri Teşkilatı Talimatnamesi” de, Mustafa Necati’nin bizzat kaleme aldığı bir metindir.


Millet Mektepleri bir anda bütün Türkiye’yi bir okul haline getirmiştir. Bu örgütün kurulması ve burada okutulacak ders kitaplarının hazırlanmasında Necati’nin emeği büyüktür. 1 Ocak 1929 günü açılması planlanan bu okulların gerek duyduğu binaların hazırlanması ve kitapların yetiştirilmesi için gece gündüz hiç durmadan çalışmıştır. Bu konuda duyduğu heyecan, öğretmenlere yazdığı aşağıdaki mektupta açıkça görülmektedir (Özer, 2008:182):

“Muallim Arkadaş, Bilhassa bu sene, yeni Türk harflerini tamim(yaymak) gibi şerefli bir vazifen daha vardır.


Bütün memleket evlatlarını bir an evvel yeni harflerle okutarak Türkiye’de okuma yazma bilmeyen bir fert bırakmayacak kadar geniş bir azimle çalışmak mecburiyetindesin. Bunun için yeni Türk harflerini çabuk öğren ve hemen herkese öğretmeye başla…


Bu hedefe varmak için kürsü, mektep lazım değildir. Her yerde, her gördüğün, kadın, erkek, fakir, zengin, çiftçi, tüccar, köylü ve şehirli tefrik etmeyerek (ayırmayarak) derhal öğreteceksin. Milletimize yeni bir teali (yükselme) sahası yaratacak olan bu büyük zaferi kısa bir zamanda kazanacağına mutmain (kuşkusuz) olarak vazifelerinde muvaffakiyetler diler ve işe mübaşeret (başlama) haberini intizar eylerim (beklerim) aziz meslektaşım.”


Mustafa Necati, öğretmenlerle içten bir iletişim içindeydi. Her öğretmen, gerek bakanlıkta gerekse milli eğitim müdürlüklerinde ilgi ile ve ayrımsız karşılanırdı. O’nun döneminde bir öğretmenin soruşturma geçirdiği, ceza aldığı, başka bir yere sürüldüğü duyulmazdı.

Çünkü en zor sorunlar, bir mektupla çözülebilirdi. Sözgelimi, milletvekillerinin kendi illerindeki milli eğitim müdürünün yaptığı toplantılardan yakınması üzerine, Necati, müdüre hitaben yazdığı mektupta şöyle demiştir:


“Bu yakınmalar sürerse, seni oradan başka ve daha büyük bir ile atayacağım. Ancak, bu güzel girişimlerden vazgeçersen seni görevinden alırım”(İnan, 1980,13, 23).

Bir diğer örnek de şöyle özetlenebilir: Bir bucak müdürü, köylülere yaptığı baskıya dayanamayarak kendisine karşı çıkan öğretmenden kaymakama yakınır. Durum valiliğe, oradan da İçişleri Bakanlığı’na iletilir.


Dosyayı inceleyen Necati, İçişleri Bakanlığı’na “Valiniz bir daha böyle haksız davranırsa, onu valilikten almanızı rica ederim” diye yazar; öğretmene de yazısının bir örneğini gönderir.


Benzer biçimde, aylıkları il bütçesinden ödenen ve uzun süre aylıklarını alamayan ilkokul öğretmenlerinin durumu kendisine iletildiğinde, valiye gönderdiği tel ile 24 saatte aylıkları ödeyemezse, tüm öğretmenleri ödeme yapabilen bir ile atayacağını bildirir.

Ertesi gün kendisine aylıkların ödendiği bilgisinin ulaşması üzerine, İçişleri Bakanı’na ödeme yapılabildiği halde gecikme nedenini sorar; öğretmene ve eğitime saygı ve ilgi duymayan bir vali ile çalışılamayacağını söyleyerek görevden alınmasını sağlar (İnan, 1980,25, 27). Mustafa Necati, kendisine gelen her vatandaşa işleri için tavsiye mektubu vermesi nedeniyle hakkında dedikodu yapıldığını söyleyen birine:


“Ne yaparlarsa yapsınlar, tarih boyunca bütün kapılar yüzüne kapanan Anadolu çocuğuna benim kapım açık olsun da, varsın hakkımda ne söylerlerse söylesinler” diyecek kadar da koruyucu ve kollayıcı bir davranış sergilemiştir.


Öğretmenlerle içten iletişim kurabilen Mustafa Necati, kuşkusuz onlar üzerinde de önemli bir etkiye sahipti. Yaptığı işlerin en önemlisi, o zamana kadar bir kenara itilmiş olan Türk öğretmenine şahsiyetini kazandırmasıdır.


O’nun döneminde en ücra yerdeki köy öğretmeni bile, kuvvetli bir kanadın altında bulunduğunu bilirdi.(devamı haftaya-görüşmek üzere)

Bu yazı toplam 821 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • ‘’ Sayın Vali, İlinize öğretmen atadım karşılayınız’’06 Aralık 2017 Çarşamba 23:04
  • II.Dünya Savaşını Durduran Şarkı17 Kasım 2017 Cuma 20:59
  • Kendi Yapar - Kendi Tapar01 Kasım 2017 Çarşamba 22:53
  • Bozacının şahidi şıracı, meyhanecinin kefili bozacı16 Ekim 2017 Pazartesi 14:32
  • Gâvurluk Alameti: Kara Tahta10 Ekim 2017 Salı 11:58
  • Dedikodu22 Eylül 2017 Cuma 23:26
  • Sarayda Pişen Yemekler Koktu!13 Eylül 2017 Çarşamba 23:06
  • Tulumbacılar07 Eylül 2017 Perşembe 00:03
  • Küçük Çocuk, Şişman Adam18 Ağustos 2017 Cuma 11:36
  • Hayvanlar Konuşuyor, Biz Ders alıyoruz!13 Ağustos 2017 Pazar 08:34
  • Şapka Deyip Geçmeyin04 Ağustos 2017 Cuma 23:13
  • Paranın Sesi Şıngırdasın, Acılı Ruhlar Rahatlasın!26 Temmuz 2017 Çarşamba 23:19
  • Mavi Kelebeğin İzinde19 Temmuz 2017 Çarşamba 16:48
  • ‘’Böl Gücünü Azalt ve Yönet’’01 Temmuz 2017 Cumartesi 19:19
  • Ramazan Geldi Hoş Geldi19 Haziran 2017 Pazartesi 23:30
  • Zil, Şal ve Gül (Endülüs'te Raks) 05 Haziran 2017 Pazartesi 12:24
  • "Ben Tanrı'nın cezasıyım!"27 Mayıs 2017 Cumartesi 01:30
  • Tarihte Sadece Savaş Yok ki21 Mayıs 2017 Pazar 23:44
  • Sitemiz AA ve İHA resmi abonesidir.
    Tarsus Haber ©2003 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Haberler Mersin Haber
    Oluşturma süresi(ms): -1