Tarsus'tan sondakika haberlerinin cep telefonunuza bildirim olarak gönderilmesini ister misiniz?

:

:

:

DSP Çamlıyayla Belediye Başkan Adayı Alp Erdem TSO'yu Ziyaret Etti

Tarih: 20 Mart 2019 Çarşamba 17:43
Güncelleme: 20 Mart 2019 Çarşamba 17:43
DSP Çamlıyayla Belediye Başkan Adayı Alp Erdem TSO'yu Ziyaret Etti
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
DSP Çamlıyayla Belediye Başkan Adayı Alp Erdem, Tarsus Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fuat Togo ile bir araya geldi.

Alp Erdem, Tarsus Ticaret ve Sanayi Odasında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek gerek 31 Mart 2019’da yapılacak olan seçimlerde seçilmesi durumunda yapmayı düşündüğü projeler hakkında bilgilendirmede bulundu.

Erdem, Çamlıyayla'ya gelen yerli ve yabancı tursitlerin yapacak aktivite sorduğunu belirterek şunları söyledi; "Konaklayacak tesis azlığından daha da önemlisi yapacak aktivitek yetersizliği. Misafirlerimizin ilk sorduğu sorulardan biri, “Geldiğimizde ne yapabiliriz?” oluyor. Yemek yiyip, dinlenebilirsiniz gibi cevaplardan sonra ilk söylediğimiz, “Gezebilirsiniz” oluyor.  

Yalnız burada da gönül rahatlığı ile gezilecek yerleri söyleyemiyoruz. O neden? Gezilecek yer mi yok? Gezilecek yer çok. Ama ulaşım bir dert. Cehennemdere, Baştepe, Saklı cennet, Papazın Bağı, Su Çatı, Ana Ardıç hepsi görülmesi gereken yerler ama yolların çok kötü olmasından dolayı birçok insanı buralara gitmekten alıkoyuyor.

Bunların kimisinin yol dışı (off road) olması anlaşılabilir. Daha macera seven kişilere hitap eder. Buralara bu tür turlar düzenlenebilir. Ama mesele bir Cehennemdere Milli Parkına yaylaya gelen bir turist kafilesi rahatça gidebilmeli. Orayı görebilmeli. Sadece görmesi yetmez. Orada bir çay içebilmeli. Doğru dürüst tuvaletini yapacağı bir yer bulabilmeli. 
 
Milli Parklarla işbirliği yaparak parkların ulaşımını ve kullanımını düzenlemeliyiz. Her pazar günü Cehennemdere Milli Park’ının çöplüğe döneceğini bilmekten ben utanıyorum.

Bizim en büyük turizm pazarlama ögemiz olabilecek bir yer için misafirlerime ben “Pazar günü aman gitmeyin” diyorum çünkü biliyorum ki gittiklerinde görecekleri manzara iç açıcı olmayacak. Bunun neden önüne geçilemiyor? Çünkü sahipsiz duruyor. Ne bir işaretleme, ne bir uyarı, ne bir park koruyucusu var etrafta. Bunlar sadece belediyenin işleri olmayabilir ama belediye bunların düzenlenmesi için talepkar olmalıdır. 
 
Yolların yapımı daha büyük bir planın parçası ve zaman alabilir ancak daha basitini söyleyeyim: herkesin yürüyerek gidebileceği, yaylanın bir numaralı ‘ilgiçeker’i olabilecek Namrun Kalesi’nde bir tane işaretleme yok. Ben bile kaç kere gittiğim halde hala bazen yolumu kaybedebiliyorum.

Böyle bir yerin yolunun düzgün, işaretlemesinin düzgün olması gerekmez mi? Sadece bu bile gelecek misafire verilen önemi gösteriyor.  Burada daha çok “gelen zaten gelir, gelmeyen de gelmesin” mantığı var. Bu yanlış. 
 
Esamet Hanım Konakları bir kıvılcım oldu!
 
Belediye olarak genç girişimci ve yatırımcıları yaylamıza çekmenin fırsatlarını yaratmalıyız. Bu düşünüldüğü kadar zor değil. Sadece geçen sene bizim yatırımızdan feyz alan bir çok kişi benimle konuşup “Acaba biz neler yapabiliriz orada?” diye sordu.

Esamet Hanım Konakları olarak yaptığımız yatırım bir çok kişinin dikkatini çekti ve heyecanlanmalarına sebep oldu. Daha önce yaylaya yatırım yapmayı aklından geçirmeyen ya da otelimiz yapım aşamasındayken bize şüphe ile yaklaşanlar, bu sene gelen misafirleri ve otelin doluluğunu görünce daha da cesaretlendiler.

Özellikle sanırım benim genç bir girişimci olarak burada bulunuyor olmam da bir örnek oldu. Yaratıcı fikir sahibi, vizyon sahibi insanların önünü açmamız gerekiyor. Durağan değil, sürekli gelişen, dinamik bir Çamlıyayla hayal etmemiz gerekiyor.
 
Ev pansiyonculuğu gelişmeli!
 
Turizm yatırımları illa büyük olacak diye bir şey yok. Bizim otelimiz Çamlıyayla için gerçekten büyük bir yatırım. Sadece bizim bu yatırımızı sayesinde 2 senede özellikle kışın Çamlıyayla’ya gelen ve kalan insan sayısı arttı.

Özellikle bu kış bunu çok daha iyi görüyoruz. Bu sadece bize değil, tim esnafa yarıyor. Turizm sayesinde yaylaya gelen misafirden bakkal kazanıyor, manav kazanıyor, kasap, fırın, kafe, herkes kazanıyor. 
 
Ama tabi herkesten böyle büyük yatırımlar yapmasını beklemiyoruz. Onun yerine yine geçen sene açılan Taş Konak örneğinde olduğu gibi ev pansiyonculuğunu geliştirebiliriz. Atıl durumda olan, durduğu yerde çürüyecek bir çok eski Namrun evi var.

Bunlar ufak tefek tamiratlarla kışın dahi kullanılacak hale getirilip, buralarda da 12 ay boyunca konaklama ve lokanta hizmetleri sunulabilir.  Tek tek bir çok ev faaliyete geçerse hem bu evlerde birçok misafir ağırlar hem de bu evlerin çürümesinin önüne geçmiş oluruz. Ne demişler, “İşleyen ev, çürümez”
 
Sağlık ve Spor Turizmi
 
Ben eski basketbolcuyum. Çamlıyayla’da bulunduğumdan beri hep şunu düşünürüm, “Basketbol Milli Takımı neden her yaz İtalya Bormio’ya gidiyor da Çamlıyayla’ya gelmiyor kamp yapmak için? Onlar oraya gideceğine İtalya Milli Takımı neden Çamlıyayla’ya gelmiyor?”

Aynı şeyler futbol ya da diğer branşlar için de geçerli. Yurtdışına çıkan takımlarımız neden ülke içinde bu kadar güzel bir yeri değerlendirmiyorlar? Neden paramız ülke içinde kalmıyor? Neden? Çünkü öncelikle tesis yok. Altyapı yetersiz. Yeterli spor salonu yok.

Futbol sahası yok. Koşu parkuru bile yok. Belediye olarak buraya bu tip yatırımları çekecek hamleleri yapmalıyız. İlk başta Milli takımlar olmaz ama bölgenin takımları olur. Onlara daha uygun şartlarda kamp yapma imkanı sağlarsanız neden burayı tercih etmesinler? Özellikle yaz aylarında Çamlıyayla bu tip kampların yapılması için ideal bir yerdir. Bunu değerlendirmeliyiz.
 
Aynı şekilde sağlık. Çamlıyayla’ya münferit olarak hastalığından ötürü gelen ve şifasını burada arayan birçok vatandaşımız var. Buranın doğal ortamını, oksijen dolu havasını ve doğal ürünlerini biliyorlar ve bunun için özel olarak geliyorlar.

Bunları neden daha genel hale getirip bu algıyı tüm Türkiye çapında yaratmayalım?Örnek olarak Türkiye’de maalesef verem hastalığının tekrar artmakta olduğunu öğrendik. Neden bir yer buna tahsis edilip bu hastalığın tedavisi için Çamlıyayla’nındoğal imkanları kullanılmasın?
 
En büyük tehlike kontrolsüz İnşaat!
 
En korktuğum şey Çamlıyayla’nın bir rant alanına dönmesi. Çok katlı ve şekilsiz binalarla kaplı korkunç bir yere dönüşmesi. Yayla vasfını yitirmesi. Bugün bir Tekir, bir Gözne maalesef bu inşaatlara teslim olup o eski güzelliklerini kaybetmişlerdir. Yayla demeye bin şahit ister.

Her taraf gözleri kanatan ucube beton yapılarla dolu. Çamlıyayla’da da maalesef şehir merkezindeki 5 katlı bina bu korkuyu yaşamamıza neden oldu. Ayrıca yolların da açılmasıyla rant kapısı aralandı. Umarız bu gerçek olmaz. Biz bunun karşısında olacağımızı açık açık söylüyoruz. Yaylaya bir mimari üslup, bir düzen lazım.

Bugün nasıl Bodrum evleri, Safranbolu evleri denilince bir düzen, bir şekil insanların kafasında canlanıyorsa, Namrun (Çamlıyayla) evleri denilince de bu canlanmalıdır. İnsanlar sırf bu evleri, bu güzellikleri görmeye bile gelirler. Yeni yapılacak mimari işlerin hepsi belirli bir çerçevede, yaylaya yakışır olmalıdır. 
 
“Köylerin Şehirleşmesi” sloganına katılmıyorum. Köylerin şehir olmasına gerek yok. Orası köy. Her köy illa şehre dönüşecek diye bir kural yok. Şehir derkenk öye göre ekonomik olarak daha güçlü bir yer kafamızda canlanıyordur, anlıyorum.

Ancak bununla beraber betonarme, kalabalık ve trafik de geliyor. Ekonomik olarak güçlü olmak için bu negatif özelliklere katlanmak zorunda mıyız? Yaylaya otoban mı çıkmak zorunda? Hayır. 2 şeritli yol olsun ama düzgün olsun yeterli.

Avrupa’da bir çok köy var ki köy vasfını koruyor, gidiş geliş iki şeritli yolla ulaşılıyor ama ekonomik olarak yaşayanlarının gelir düzeyleri gayet yüksek. Biz köyümüzü şehirleştirmeden, içerisindeki kaynakları en iyi şekilde kullanarak ve de kaliteyi arttırarakekonomimizi ve gelir düzeyimizi yükselteceğiz. Bunun için de hep beraber çalışacağız.  
 
Bizimki gibi kırsal kesimlerde turizm büyük bir kalkınma lokomotifi olarak çalışır. Turizm sayesinde yaratılacak girdinin harekete geçireceği bir çok yan ürünler olacaktır: el işleri (İğne oyacılığı vs.), doğal ürünler (Bal, Peynir, Tereyağ, Süt vs.) , ahşap işleri ve daha niceleri gelecek talebe göre doğacaktır." diye konuştu.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.

Tarsus Haber ©2003 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Mersin Haber
Oluşturma süresi(ms): -1