Tarsus'tan sondakika haberlerinin cep telefonunuza bildirim olarak gönderilmesini ister misiniz?

:

:

:

CHP Danışma Kurulu Toplandı, Bozdoğan Yine Toplantıya Katılmadı

Başkan Ali İlk'ik Aslolan Örgüttür, dediği toplantıya Haluk Bozdoğan yine katılmadı.
Tarih: 2 Ağustos 2019 Cuma 19:28
Güncelleme: 2 Ağustos 2019 Cuma 19:46
CHP Danışma Kurulu Toplandı, Bozdoğan Yine Toplantıya Katılmadı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
CHP Tarsus İlçe Danışma Kurulu toplantısı Tarsus'ta Nihak Salonunda gerçekleştirildi.

Tarsus Belediye Başkanı yine toplantıya katılmadı.  Toplantıda sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı.

İlçe Danışma Kurulu Toplantısına, İl Başkanı Adil Aktay, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP Milletvekilleri, Meclis üyeleri ve partili vatandaşlar katıldı.

Toplantıda İlçe Başkanı Ali İlk bir konuşma yaptı. Ali İlk konuşmasında şu ifadelere yer verdi.

Sayın İl Başkanım, Sayın Milletvekillerim, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, Sayın Parti Meclisi üyelerim, Sayın İlçe Belediye Başkanlarım, Sayın İlçe Başkanlarım, Demokratik kitle örgütlerinin değerli başkanları, Kadın kollarımızın ve Gençlik kollarımızın değerli başkan ve üyeleri, Dost kurumlarımızın değerli temsilcileri, Demokrasilerin olmaz ise olmazı çok değerli basın emekçileri, kıymetli misafirler, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler hepinizi Partim ve İlçe Örgütüm adına saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Örgütümüzün ve Sayın Genel Başkanımızın çok büyük önem verdiği Danışma Kurulumuza hoş geldiniz, onur verdiniz.

Bu kurulun sonunda sizlerin görüş, öneri ve eleştirileri sonucu ortaya çıkacak olan iradenin biz yöneticilere ve tabi ki partimize yol gösteren, ona yön veren bir olgunluk ve anlayışı açığa çıkaracağına inanıyorum.

Bu inançla da danışma kurulumuza başarılar diliyorum. Kurulumuzun hem ülkemiz, hem kentimiz, hem de halkımızın geleceğine ışık tutmasını, partimizi iktidara taşıyacak olan uzun ve meşakkatli yolculuğumuzda hepimize güç ve enerji sunmasını temenni ediyorum.

Sevgili dostlar ve çok kıymetli yol arkadaşlarım çok önemli bir dönemden geçiyoruz. 31 Mart yerel seçimleri, hepimizin önüne ciddi görevler koydu.

Seçimlerden aylar öncesi başlayan süreçte genelde Mersin Büyükşehir, özelde ise Tarsus sınırları içerisinde çok ciddi ve çok kritik bir dönemi birlikte geçirdik ve sonucunda da Tarsus’ta 25 yıllık bir hayali gerçekleştirdik.

Mersin’de ise hak ettiğimiz belediyeyi 5 yıl aradan sonra tekrar kazandık. Başta İstanbul olmak üzere birçok büyükşehir ve il belediyesini kazanarak yenilmez olduğuna inanılan AKP’yi ve onun küçük ortağını halkın ortak gücü ve iradesi ile yendik.

Dolayısı ile yeni bir sürecin de kapısını aralamış olduk. Bu seçimin ve ardından yenilenen İstanbul seçimlerinin bizlere öğrettiği çok şey oldu.

Bunları tek tek sayarak zamanınızı çalmak istemiyorum ama bir iki tanesinin altını çizmekte yarar olduğunu düşünüyorum.

Bunlardan birincisi bu seçimde genel başkanımızın öncülüğünde partimiz tarafından ortaya konulan strateji ve taktiklerin de etkisi ile halkın sandıkta ittifakını sağlayacak politikaların ne kadar doğru sonuçlar ortaya çıkardığına şahit olduk.

Halkın geniş kesimleri ile emek ve demokrasi örgütleri ile, yoksullukla, işsizlikle kıvranan en geniş halk kesimleri ile, ötekilerle birlikte hareket edilmesi, kimsenin inancından, kültüründen, dilinden, milliyetinden dolayı horlanmadığı, yok sayılmadığı, tersine taleplerinin dillendirildiği bir siyaset tarzının, yenilmez olduğunu zanneden AKP’ye acısı sonradan hissedilecek ciddi bir tokat indirdiğini gördük.

Irkçılığın, şovenizmin, yok saymanın, halkı tehdit etmenin, baskının, gözdağının, hırçın ve tehditkâr siyaset dilinin, zorbalığın, küfrün halk nezdinde itibar görmediği, halkın en önemli sorununun, geçim, güvenlik, adalet, işsizlik ve tabi ki demokrasi olduğunu ve buna yönelik siyasete kulak kabarttığını gördük. Bunlar hepimiz için bir ders niteliğindedir.

İlimiz genelinde başta il örgütümüz, ilçe örgütlerimiz, adaylarımız ve demokrasi güçlerinin büyük gayreti ile gidilmedik mahalle, uğranmadık köy, geçilmedik yol, girilmedik sokak ve çalınmadık kapı bırakmadık.

Bu süreçte her zamanki gibi gençlerimizin ve kadınlarımızın hakkı hiçbir şekilde ödenmez, emeklerini görmezden gelmek körlük olur.

Demokrasiden yana parti, sendika, dernek ve odaların çalışmaları ve katkısı ise taktire şayan bir durumdur. Kısacası bu üç ilçemiz ve büyükşehirde kazanılan zafer kolektif bir emeğin sonucunda ortaya çıkan bir zaferdir.

Hiç kimse, hiçbir grup, hiçbir parti bu zaferi tek başına sahiplenme saflığına giremez ve girmemelidir de.

Türkü, Kürtü, Arabı, Alevisi, Sünnisi, Dağlısı, Ovalısı, Yerlisi, Yabancısı, Kadını, Erkeği, Genci Yaşlısı her kesimin ortak iradesi ile açığa çıkan bir zaferdir bu. Bunları söylememiz elbette ki adaylarımızın performanslarını ve projelerini küçümsediğimiz anlamı taşımamaktadır.

Sadece seçim sonuçlarının bilimsel bir analizini yani gerçekliği yansıtmaktadır. Parti örgütlerimizin, adaylarımızın, milletvekillerimizin, gençlik ve kadın kollarımızın, üyelerimizin ve dostlarımızın olağanüstü çabaları ise elbette ki başarının lokomotifi olmuştur.

Herkesin ve hepimizin emeklerine, yüreklerine sağlık. Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Üç ilçe bizim için bir hayal kırıklığı da yaşatmıştır.

Derin ve sağlıklı bir analiz yapılırsa, görülecektir ki, Mersin’in tüm ilçelerini kazanma ihtimalimiz varken ne yazık ki kazanamadık. Bunun da üzüntüsünü hep birlikte yaşıyoruz.

Değerli Basın Emekçileri, Sayın Divan,

Herşey seçimi kazanmakla bitmiyor. Aslında tersine her şey seçimi kazanmakla başladı. Şimdiye kadar belediyeleri yağmalayan ve kendi ifadeleri ile kentlerimize ihanet eden siyasetçi ve belediye başkanlarından kurtulduk ama belediyelere çöreklenmiş kadrolardan, belediyeleri ve halkın parasını yağmalayan, tarihi kalıntılarımızı, ormanlarımızı, yeşil alanlarımızı talan eden anlayıştan sıyrılmak daha zor ve çetin bir mücadeleyi gerektireceğe benziyor.

Şimdi belediye başkanlarımız bu süreci işletmeye gayret ediyorlar.

Halkımıza vaad edilen halkçı ve demokratik belediyecilik programını hayata geçirebileceğimiz yeni kadrolara ihtiyaç var. Bu kadrolar her şeyden evvel bu programa inanmış liyakat sahibi ehil kadrolar olmalıdır.

Bunca yıldır belediyelerde adeta yuvalanmış unsurlarla bu programı hayata geçirmek mümkün değildir. Bir diğer mesele ise çalışmayan, üretmeyen ve tamamen siyasi gerekçelerle işe alınmış halk arasındaki deyimi ile bankamatikçilerden de bir an önce kurtulmak şarttır.

Genel başkanımızın da sık sık ifade ettiği üzere hakkı ile işini yapan, halka hizmet götüren emekçi kardeşlerimizle hiçbir sorunumuz yoktur, olamaz da. Bizim sözümüz açıktır ve adresi de bellidir. Benim bu sözlerimden rahatsız olanların neden rahatsız oldukları çok açıktır.

Çalışmayan ve yıllardır oturduğu yerden siyaseten maaş alan kişinin ülkü ocakları başkanı olması hiçbir şeyi değiştirmez. Hatta siyasi etik açıdan kendilerinin görevlerinden çekilmeleri gerekir.

Sayın Başkan ve değerli Cumhuriyet Halk Partililer. Yukarıda da kısaca değindiğim üzere asıl görev seçimden sonra başlamıştır.

Mazbatasını alıp göreve başlayan başkanlarımız, geldikleri yeri unutmamalı, örgütlerini, kendilerini bu göreve taşıyan parti organlarını, üyelerimizi, oy veren hemşerilerimizi, demokratik kitle örgütlerini ve onların temsilcilerini, muhtarlarımızı yok saymamalı, seçim öncesi verdikleri sözlerin gereğini yerlerine getirmeleri önemlidir.

Partimizin onurla ve gururla taşıdığım bir ilçe başkanı olarak söylüyorum ki aslolan örgüttür. Önemli olan parti programı, parti tüzüğü ve ilkelerimizdir. Kişiler gelip geçicidir.

Bu gerçekliği kesinlikle aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Belediye başkanının başarısı da başarısızlığıda hem kendisine hem de partisine yazar.

Tabi ki bu, başkan edilgen olsun kararı örgüt versin anlamı taşımaz tersine kolektif ve demokratik bir çalışma ile meselelerin daha kolay üstesinden gelinebileceğini ifade eder. Demokratik olan da, bilimsel olan da budur.

Adamcılık, hizipçilik, dar grupçuluk başta partimiz olmak üzere hepimizi çürütür. Bu ve benzeri şeylerden bir an önce kurtulmak şarttır.

Taraftar olunacaksa kişilerin değil davanın, partinin ve ilkelerimizin taraftarı olunmalıdır. Şunun tarafı, bunun tarafı gibi sosyal demokrat ilkelere aykırı tutum ve davranışlardan sıyrılmak gerekir.

Cumhuriyetimizin ve devletimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aynı zamanda partimizi kuran kişi ve ilk genel başkanımız olduğunu hafızalarımızdan çıkarmamamız gerekir. Dolayısı ile bu kadar büyük bir onuru bize yaşatan partimize bağlılığımız birinci görevimiz olmalıdır.

Değerli Basın Emekçileri, Sevgili Dostlar!

Halkımızın da kentimizin de sorunları büyüktür. Bizimde sorumluluğumuz ve sırtımıza binen yük hayli fazladır. Bunun bilincindeyiz. Devasa sorunları bir çırpıda bitirmek mümkün değildir. Ancak, umuda, enerjiye ve hatta sinerjiye ihtiyacımız vardır.

Bunun için de her birey bizim için önemlidir, değerlidir. Kimseyi ötekileştirme hakkına sahip değiliz. Birbirimizi sevmeli ve saymalıyız.

Herkesin emeğine saygı göstermeli ve her yurttaşın önünde eğilmeliyiz. Kibirden ve kinden uzak durmalı, parti içi suni sorunları kocaman ve çözümsüz dev sorunlar haline getirmemeliyiz.

Parti kadroları arasında fitne yayan, üyelerimizi kamplara ayırıp, partimizi parçalamaya çalışan kötü niyetli kişi ve kurumların oyunlarına alet olmamalıyız.

Adam eksilterek çoğalma ve büyüme şansımız yoktur. Kimseyi kaybetme lüksümüz de yoktur. Herkesin aklını başına alması gerekmektedir.

Parti içinde tehdite, göz dağına, dedikoduya ve kazandığımız bu devasa zafere gölge düşürecek hiçbir davranışa izin verilmemeli ve herkes haddini de hakkını da bilerek hareket etmelidir.

Bizi bu görevlerle onurlandıran partimize ve partililerimize sırtımızı dönemeyiz ve onlara ihanet edemeyiz.

Birbirimizle iletişim kanallarımızı sonuna kadar açık tutmak, sorunları büyütmeden, biriktirmeden sıcağı sıcağına konuşup halletmeliyiz. Sevgi her daim rehberimiz olmalıdır.

Dedim ya yükümüz ağır, sorumluluğumuz büyüktür. Ben hepinizi çok seviyorum. Partimi çok seviyorum. Ülkemi ve halkımı çok seviyorum.

Kentimizde 25 yıllık düşün gerçekleşmesinde emeği geçen herkesin önünde saygı ile eğiliyor büyüklerimin ellerinden, küçüklerin gözlerinden ve tüm dostlarımın yüreklerinden öpüyorum. İyi ki varsınız yoldaşlarım.

Yol arkadaşlarım. İyi ki varız. İnanıyorum ki biz var olmaya devam ettikçe aydınlık yarınları birlikte inşa edeceğiz ve bu karanlıktan hep birlikte kurtulacağız.

O günlerin çok yakın olduğunu hissediyor ve yürekten inanıyorum. Dedik ya, HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK… sözümüzün arkasındayız.

Evet, her şey çok güzel olacak. Karanlığa ve AKP gericiliğine boyun eğmeyeceğiz, teslim olmayacağız.

AKP iktidarı ve onu destekleyen gerici ve faşist anlayış kaybedecek, Kardeşlik kazanacak, dostluk kazanacak, aydınlık kazanacak, bilim kazanacak, laiklik kazanacak, halk kazanacak,

mazlum kazanacak, kadınlar, gençler ve çocuklar kazanacak, hak-hukuk-adalet kazanacak, Biz kazanacağız… biz kazanacağız… biz kazanacağız…

Danışma kurulumuzu bir kez daha muhabbetle selamlıyor ülkemizin, kentimizin ve halkımızın yararına hayırlı sonuçlar ortaya çıkarmasını diliyorum.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.

Tarsus Haber ©2003 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Mersin Haber
Oluşturma süresi(ms): -1