Tarsus'tan sondakika haberlerinin cep telefonunuza bildirim olarak gönderilmesini ister misiniz?

:

:

:

Can Sıkıntısı

Tarih: 4 Ocak 2019 Cuma 19:42
Güncelleme: 4 Ocak 2019 Cuma 20:00
Can Sıkıntısı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Pınar Cabbar Yazdı.

Son zamanlarda gün içinde artan yoğunluğumdan dolayı aynı ortamda bulunamadığım insanlarla mecburen sosyal medya üzerinden veya telefondan iletişim halindeyim. Malumunuz hayat artık eskisine göre oldukça hızlı bir şekilde ilerliyor ve çoğu zaman yoğunluktan dolayı sevdiğimiz insanlara vakit ayıramıyoruz.

Fakat kiminle konuşsam sohbetin akışı dönüp dolaşıp şu cümlelerle kısır döngüye giriyor:

-Canım sıkılıyor, ne yapsam...

Ne zaman canım sıkılsa, aklıma Ülkü Tamer'in “Konuşma" isimli şiiri geliyor. Üzerinde konuşmak için buraya bırakıyorum:

Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci.
Hem de gece inmiş, ses gelmiyor kümesten,
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci,
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.

Bana göre can sıkıntısını en iyi anlatan şiirlerin başında gelir bu şiir, 50’li yıllarda toplumda çok kötü gözle bakılan boşanmayı da aynı güzellikte anlattığı gibi. Peki böylesi güzel bir şiire dahi konu olabilen can sıkıntısı nasıl geçer? Hele ki elimizin altında bizi meşgul eden, vakit öldürmeye yarayan o kadar çok etken varken?

Schopenhauer'e göre insan acı ile can sıkıntısı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. Amacına ulaşana kadar acı çeker, amacına ulaşınca da canı sıkılmaya başlar. Bizim insanlarımızın da sorunu bu aslında, istediklerini elde ettikten sonra veya biraz rahata ulaştıktan sonra gelen can sıkıntısı.

Bir düşünün: kariyer anlamında amacınıza ulaştınız, bir eviniz bir arabanız vs. var, dilediğiniz ve uğraştığınız her şey elinizde ve canınız sıkılıyor. Ne kadar kötü değil mi?

Ve vaktiniz işten sonra televizyon karşısında pineklemekle veya elinizde telefonla geçiyor.

Kalabalıksanız okey, pişti, batak oynuyorsunuz saatlerce. Ve siz o anda farkında olmasanız da sıkılıyorsunuz; ta ki bir dostunuz gelip size hal hatır sorduğunda; ancak o zaman hatırlıyorsunuz can sıkıntınızı.

Çözüm mü? En kısa zamanda bir hobi edinmek. Değişik deneyimler insani her zaman heyecanlandırır ve öğrenme açlığı insana can sıkıntısını unutturur.

Neden evde televizyon karşısında uyuya kalmak yerine kitap okumayı, bir müzik enstrümanı çalmayı, veya doğa yürüyüşüne çıkmayı denemiyorsunuz?

Denemekten zarar gelmez, fakat siz denemedikçe can sıkıntınız içinize çöreklenecek ve sürekli ne yapsam diye düşünmekten kendinizi alıkoyamayacaksınız.

Çözüm sizde, içinizdeki can sıkıntısına bir dur demenin vakti gelip geçiyor bile.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.

Tarsus Haber ©2003 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Mersin Haber
Oluşturma süresi(ms): -1