Tarsus ve bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Zil, Şal ve Gül (Endülüs'te Raks)

05 Haziran 2017 Pazartesi 12:24
Şencan Kuruağaç
Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı... 

Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı... 

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir. 

İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir. 

Yahya Kemal'in İspanya ziyaretinin ertesinde yazdığı Zil-Şal ve Gül’le özetlenen İspanya’ya hayranlığını dile getiren şiiri ve Münir Nurettin Selçuk’un beste ve yorumu ile harika bir şarkı… 

Yahya Kemal’in İspanya günleri 1929 yılında Madrid Büyükelçisi olmasıyla başlar.   

Yahya Kemal, Ahmet Kabaklı’nın Türk Edebiyatı Ansiklopedisi’nde yazdığına göre “kendi başına bir kıta” dediği Endülüs’e hayran kalır. Endülüs’te gördüğü eski İslam kültüründen oldukça etkilenir. 
Endülüs:  Müslümanların İspanya'ya verdikleri bir isimdir.                                            

Değerli okurlar 

Tatil geldi, herkese olmasa bile okulların tatil olması birçok aile ve eğitim camiası için dinlenme günleridir. Çalışan anne –babalar da yıllık izinlerini yaz günlerine getirip ailece dinlenmeyi seçiyorlar. Tatil deyince deniz, kum ve güneş gelir insanın aklına.   

Farklı bir tatil düşünenlere- tabi imkânı olanlar-bir seçenek sunmak istedim. Tarihi yerleri ve doğa güzelliklerini sevenler için… 

Tarık Bin Ziyad’ın Endülüs’ü fethetmesinden sonra İspanya’da Endülüs Emevi devleti kuruldu. 
 (İspanya’ın fethi ve Tarık bin Ziyad ileriki zamanlar da yazmak istediğim ve beğeneceğinizi düşündüğüm harika bir fetih ve fatih öyküsüdür)                                      

Endülüs Emevi Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulan devletler içinde en uzun süre yaşayan Beni Ahmer Devleti oldu. Bu devletin başkenti Gırnata'ydı.   Beni Ahmer Devleti 250 yıldan fazla yaşadı. Siyasi bir kuvvet olmaktan çok, kültür ve medeniyet alanında üstün bir varlık gösterdi. Ortaçağda kurulan devletlerin kültür ve medeniyet alanında ileri bir seviyede olması sebebiyle İslam tarihinde önemli bir değere sahiptir.  

Devletin kurucusu Muhammed bin Ahmer, başkent Gırnata’da yaptırdığı, Elhamra Sarayı ile dünya mimarlık tarihinin en muhteşem eserlerinden birini meydana getirmiştir. 1492’de Beni Ahmer Devleti yıkıldı. İspanya'daki yaklaşık sekiz yüz yıllık İslam egemenliği de sona erdi. 

El Hamra Sarayı 
Hamra; Arapçada kırmızı anlamındadır. 
İspanya’da, Müslüman Beni Ahmer egemenliği döneminde yapılan ve Endülüs Emevi sultanlarının yaşadığı saray, bugünkü Granada (Gırnata) kentindedir. İki ırmağa bakan bir tepenin düzlüğünde yer alan Elhamra'nın   duvarlarında ve damında kırmızı toprak ve kiremit kullanıldığı için adına da Elhamra, yani "Kırmızı" denmiştir. 

XI. yy.da surlarla çevrilen saray yüksek bir tepenin üzerinde yer almıştır. İslam sanatının en önemli eserlerinden biridir. 

İslam mimarisinin ulaşabileceği yüksek noktalardan biri olarak bugünlere ulaşmış bir şahit olan Elhamra Sarayı'nın temeli 1232 yılında, Gırnata Emirliği yani Beni Ahmer (Nasiriler) devletini kuran I. Muhammed zamanında atılmıştır. Saray, aynı sülaleden gelen çeşitli hükümdarlar tarafından yapılan ilavelerle genişletilmiştir. 

1001 gece masallarındaki rüya sarayların gerçek alemde ki izdüşümü sayılabilecek olan Elhamra'nın doğal çevreye uyumu,   farklı süslemeleri, yaşanan mekan ile su ve yeşili belli bir ahenk içinde buluşturabilmesi, kazandığı şöhretin hiç de haksız olmadığını gösterir. 


Paris'teki "  Arap Dünyası Enstitüsü eski Başkanı Edgar Pisani; sarayın, İslam medeniyetinin insanlığı ulaştırabileceği en yüksek noktalardan biri olduğunu söyledikten sonra Elhamra'yı şöyle anlatır; 
«Endülüs İslam sanatını, Müslüman İspanya tarihinden ayrı düşünmek imkânsızdır... Elhamra inşa edilirken hiçbir şey tesadüfe bırakılmamış, her detay itina ile hesaplanmıştır. Kavislerin bölünüşünde, tek ve çift sütunların hoşa geden bir tarzda yerleştirilmelerinde, kapı ve pencere yerlerinin tespitinde bunu anlamak mümkündür.

İşte bu sayede harikulâde perspektifler ortaya çıkmış, avlular ile açık salonlar arasında güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyunu buluşturularak, dış alemle inanılmaz bir uyum ve zarafet sağlanmıştır. Bu, sanki el değince kırılıp dökülecek hissi veren yüksek bir zarafettir. Elhamra'yı gerçekten anlamak için, sarayın içindeki pek çok kitabeyi anlayarak okumak gerekir. 

Kur'an'dan alınan ayetlerin ve İbn-i Zamrak'la diğer Müslüman şairlerin mısralarının kazınmış olduğu bu kitabeler bazı duvarları tamamen kaplamakta, kemerler, kapı çerçeveleri ve sütun tekneleri boyunca uzayıp gitmektedir. Öyle ki, bu yazıları süsleme motiflerinden ayırmak neredeyse imkânsız haldedir.»   «Evet, Elhamra konuşur. Hem de kutsal kitabının sesiyle konuşur.»   


Elhamra Sarayı, Gırnata'ya hakim bir tepe üzerindeki düzlükte, savunma kalesi ve saray olarak yapılmıştır. Bu yüzden dışarıdan biraz hantal görünür. Fakat hantal kale duvarlarının içinde eşsiz güzellikte bir sarayla karşılaşılır. Bu saray, yüzyıllar boyunca sanatçıların ve gezginlerin hayranlığını toplamıştır.   

Sarayın içi kadar avluları da güzeldir. Bunlardan en güzelleri uzun bir havuzla süslü olan El-Bürke Avlusu, döşemesi mermer kaplı Meksuar Avlusu ve Aslanlı Avlu'dur. 
Elhamra Sarayı, zarif ve zengin süslemeleri, bahçeleri ve havuzlarıyla bir şiir gibidir.  19. yüzyıl ortalarında, İspanya'da daha güzel bir mimarlık eseri bulunmadığı kabul edilerek korunmaya alınmış ve günümüze dek gelebilmiştir.

Yahya Kemal İspanya ‘da görev yaptığı sıralarda Endülüs’e ve kültürüne hayran kalmış şiir yazmış. Münir Nurettin de bestelemiş böylece bu güzel şarkı ortaya çıkmış. Bakalım sizler hangi duygularla buralarda dolaşacaksınız! Gidemeyiz diyenlere naçizane sözüm google arama motorundan sarayı, görsellere bakarak izlemenizdir. 

Değerli okurlar  

Labirent nedir diye sormuştum geçen yazımda, cevabı verince öğrencilerim çok şaşırmıştı. Sizleri de şaşırtacak mıyım bilmiyorum. 

Kadim uygarlık Mısır da; Tanrı kral (Firavun) mezarlarına piramit dendiğini biliyoruz, halk mezarlarına da labirent denir. 

Bu hafta üzerinde düşünmenizi istediğim soru aslında göz önünde olan tıbbın simgesi.  

Tıbbın simgesi asa üstünde bir yılandır. Niçin? 

Selam ve saygılarımla. 
Bu yazı toplam 1856 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Bozacının şahidi şıracı, meyhanecinin kefili bozacı16 Ekim 2017 Pazartesi 14:32
  • Gâvurluk Alameti: Kara Tahta10 Ekim 2017 Salı 11:58
  • Dedikodu22 Eylül 2017 Cuma 23:26
  • Sarayda Pişen Yemekler Koktu!13 Eylül 2017 Çarşamba 23:06
  • Tulumbacılar07 Eylül 2017 Perşembe 00:03
  • Küçük Çocuk, Şişman Adam18 Ağustos 2017 Cuma 11:36
  • Hayvanlar Konuşuyor, Biz Ders alıyoruz!13 Ağustos 2017 Pazar 08:34
  • Şapka Deyip Geçmeyin04 Ağustos 2017 Cuma 23:13
  • Paranın Sesi Şıngırdasın, Acılı Ruhlar Rahatlasın!26 Temmuz 2017 Çarşamba 23:19
  • Mavi Kelebeğin İzinde19 Temmuz 2017 Çarşamba 16:48
  • ‘’Böl Gücünü Azalt ve Yönet’’01 Temmuz 2017 Cumartesi 19:19
  • Ramazan Geldi Hoş Geldi19 Haziran 2017 Pazartesi 23:30
  • Zil, Şal ve Gül (Endülüs'te Raks) 05 Haziran 2017 Pazartesi 12:24
  • "Ben Tanrı'nın cezasıyım!"27 Mayıs 2017 Cumartesi 01:30
  • Tarihte Sadece Savaş Yok ki21 Mayıs 2017 Pazar 23:44
  • Sitemiz AA ve İHA resmi abonesidir.
    Tarsus Haber ©2003 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Haberler Adana Haber
    Oluşturma süresi(ms): -1